Hakkımızda

SerGovend'in Hikayesi​

SerGovend Kültür ve sanat kadim Kürt Dans Kültürünü yaşatmak, yaygınlaştırmak ve geliştirmek amacıyla 2025 yılında kurulmuş özel bir kültür, sanat organizasyon kuruluşudur.

Bu amaç ve motivasyonla yola çıkan SerGovend; kurucusu Battal Çoban ile birlikte Brûsk Kılıçaslan, Dilek Çoban ve Kadriye Kılıç ile Taksim, Kadıköy ve Bakırköyde govend kursları düzenlemektedir.

Kursların yanısıra pratik ve eğlence amaçlı ŞevGovendler düzenlemektedir. Bu gecelerde bol müzik, bol coşku ve geleneksel formda söyleyerek oynama gibi formasyonlar yer almaktadır.

ŞevGovend haricinde piknikler, organizasyonlar, festivaller düzenlemektedir.

Kurucusu Battal Çoban’ın ağzından;

Her tişt vedigere eslê xwe!

Çocukluğumun en belirgin ve büyüleyici zamanlarından biri olarak aklımda kalan şey doğduğum ve büyüdüğüm Semsûr(Adıyaman)’un bir köyü olan köyümdeki dawet(düğün)lerdi.

Karakteristik bir Kürt Köyü olan Köyümüzdeki her düğünde,  köy beder’inde (harman yeri) 3 gün boyunca tam anlamıyla bir dans şöleni yaşanır idi. Kadınlı erkekli kurulan govend çemberi kimi zaman giran giran (yavaş yavaş), kimi zaman sivik sivik (hafif hafif), kimi zaman lezgîn (hızla, aceleyle) dönüp dururdu. Kimi zaman hep birlikte, kimi zaman sadece kadınlar, kimi zaman sadece erkekler, kimi zaman sadece gençler, kimi zaman büyükler sahneyi doldururdu. Kimi zaman bir çiftatillî ile herkes ortada dağılarak oynar, kimi zaman bir sergovend ortada yaptığı solo ile bütün bakışları üzerinde toplardı. Başka bir sergovend başka bir oyunda govendi durdurur, bir stran/kilam söyler, sonra yine oynanırdı. Özellikle geceleri ışıkların vurduğu bedenlerin yere düşen uzun ve derin gölgeleri de ritme/govende katılınca sanki meydan daha kalabalık ve daha coşkulu olurdu.

Adı konmamış bir sistematikle her şey zamanında oluyordu. Bu kadar insanı böylesine ortak bir ahenkte buluşturmanın ne denli güç olduğunu, bunu başarmış bir topluluğun ne kadar uzun sürede bu kültürel derinliği kazanmış olabileceğini çok sonraları idrak edebileceğim.

Bütün bu ritüel sırasında beni en derinden etkileyen şey davul idi. Sanki oynayanlar hareket etmiyor da, davul her bir vuruşuyla onlara yön ve ivme kazandırıyor idi. Davulun sesi bana öyle derinden bir coşku verirdi ki! Adeta kanatlanıp uçasım gelirdi hızlı ritimlerde, ve uzun bir uçuşundan ardından sakince konasım yeryüzüne. Davulun ve davulcunun (Gewende) bu ritüeldeki rolünü ve önemini de daha sonra anlayacağım.

Bir çocuk olarak ne dans, ne kültürel derinlik, ne ritim, ne milli değer… Bu kavramların hiçbirini bilmiyor idim. Zaten Türkçe’de bilmiyor idim. Çocuk aklımla bir o yana bir bu yana koşturup, düşüp, kalkıp, gülüp eğleniyordum sadece.

Ancak eğitim hayatı ve yaş aldıkça hem Kürt kültürel yapısından, hem Kürtçe’den, hem düğün-dernekten, hem ritimden, hem danstan, hem de her şeyden uzaklaştım. Düğün derneklerden kaçacak, davul zurna sesini duymamak için kapı pencereyi kapatacak kadar uzaklaştım herşeyden.

Bir yandan bu uzaklaş(tırıl)ma hali (ki siyaset biliminde buna asimilasyon deniyor, ancak buradaki odak konusu bu değil); bir yandan hızla değişen dünya (Kent hayatı, Üniversite eğitimi, iş güç sahibi olma, televizyon, internet) beni çocukluğumdan alıp bambaşka bir dünyaya götürmüştü bile.

Govend (Kürt Dansları/Oyunları) ile ilgili zihnimde ve bedenimde kalan son kırıntılar 20’li yaşlardan sonra iyice eridi. Yirmili yaşlarımda birkaç yakın akraba düğününde biraz zorla, biraz isteyerek birkaç oyuna katıldıktan sonraki süreçte iyice dağıldı, grileşti ve hatta unutuldu. Bir Mühendis olarak, büyük bir şehirde (İstanbul) çocukluğumda içinde büyüdüğüm her şeyden (dil, dans, kültür) bambaşka bir hayat yaşıyor idim. Burada kastım mutsuzluk veya gurbette garibanlık değil; değişim, dönüşüm ve yabancılaşmadır.

Ancak otuzlu yaşlarımla birlikte internetten yoğun şekilde düğün-dernek videoları izlemeye ve köyüme gidip gelmeye başladım. Köye gidiş-gelişlerimde yeniden düğün derneklere denk geldim. Benle birlikte ve her şey gibi onlar da çok değişmiş idi. Davul zurnanın yerini bateri ve elektro-bağlama denen garip gureba bir ikili almış idi. 3 gün süren düğünler bir akşama ve birkaç saate inmişti. Ne çaldığı ve söylediği belli olmayan ama çok bağıran orkestra denen garip bir oluşum. Oyunda kimseye yol vermeyen genç güruh. Oynamayan büyükler. Kaybolan Kürdi figürlerin yerini alan arabesk tavır ve hareketler. Kültürel hiçbir bağın olmadığı oyunlar. Kaybolan stran ve kilamların yerini dolduran Türkçe sözlü arabesk ve Kürtçe müzikler… Davul öğrenmeliydim.

Evet, çok şey öğrenmiştim. Çok şey yaşamıştım, görmüştüm. Ama hiçbiri kendimin doğrudan tercihi değildi, hayat böyle kurgulanmıştı ve onun suyunda akıp gidiyordum. Çok şey öğrenirken daha çok şeyi de unuttuğumu alıyordum. Davul öğrenmeliydim.

2014 yılında hızlı bir kararla Kürtçe kursuna başladım. Yıllardır anladığım ama konuşmadığım anadilim. Her hatırladığım yeni kelimede sanki tozlu bir sandığı açıp içinde hiç görmediğin fotoğraflarını bulduğum. Kurdî, anadilim. Evet, davul öğrenmeliydim. Ama Kurdî usülle öğrenmeli ve çalmalı idim.

Aslında çocukluk hayalim olan davul çalmayı öğrenmek için gittiğim folklör kursu (o süreçte zihnimin sandığından govend kelimesi de çıkmış oldu) ile başlayan govend maceram beni aldı, işledi, uçurdu ve çocukluğumun bederine usulca kondurdu. Her yeni adımda, her yeni figürde bedenimde yeni bir hücrenin yerine ve özüne döndüğünü hissediyor ve görebiliyordum. Bu süreçte burada bana emeği geçen Arjen hocaya bir kez daha teşekkür etmek yerinde olur.

2018 yılında bambaşka bir macera başladı benim için. Govend kursu için gittiğim Geoaktif Kültür Merkezinde govend derslerini vermeye başladım. Özellikle eğitmenliğe başladıktan sonra köy meydanında kendini davula kaptıran çocuğun büyümesini kendi hayatını şekillendirmesini canlı canlı izlemedim, yaşadım. Benimle aynı duygu dünyasına sahip, belki hayatı boyunca hiç oynamamış/dansetmemiş, külltürel özünden uzak düşmüş ve onu arayan, sosyal dünyasını Kürt danslarıyla zenginleştirmek isteyen yüzlerce insanlarla yol arkadaşı oldum. Onlarda yapabilsinler, onlar da bu duyguyu hissetsinler diye olanca gücümle çalıştım. İşlenen dansları zenginleştirmek için yeni oyunlar derledim, eğitim tekniğini güncelleyip daha anlaşılabilir hale getirdim. Estetik derinliği arttırmak için çalıştım. Sosyal aktivitilerle Kürt danslarını bir eğlence ve birliktelik öğesine dönüştürmek için uğraştım. En azından yeteri kadar da bunu başardım diye düşünüyorum.

Bu kendi özümden (Kürt kültüründen) doğan yeni durumla sosyal hayatımda oldukça değişti. Hem fiziksel, hem zihinsel olarak daha güçlü, daha atik, daha kendine güvenen bir bireye dönüştüm. Zira artık ben gerçek kendim olmuştum. Mühendislik işinde de daha başarılı idim. İngilizceyi de daha rahat kullanıyordum. Almancayı da daha kolay öğreniyordum. 15 yıldır bitirmediğim yüksek lisansımı da bu arada bitiriyordum. Kürtçe kursundan eğitmenlik sertifikasını da bu arada alıyordum. Davul da çalıyordum, erbane de. Şarkı bile söylüyordum. İnanılmazdı benim için, ama evet şarkı da söylüyordum. Kendi anadilime ve çocukluğumun peşine düşmesem bunların hiçbirini yapamayacaktım. Çünkü ben kendi kendime bile iken şarkı söyle(ye)mezdim.

2025 yılında Kürt Dans kültürünü bir Kürt Kültür kurumu adı altında daha da geliştirmek, dil ve müzik gibi diğer kültürel öğelerle daha da zenginleştirmek ve de yaygınlaştırmak üzere Geoaktif Kültür Merkezinden ayrıldım.

Birlikte geçirdiğimiz 8 yıllık çalışma süreci için Geoaktif Kültür Merkezi ve kurucusu Cemal Atila’ya da bu noktada teşekkür etmek yerinde olacaktır.

2025 yılında SerGovend Çand û Huner / Kültür Sanat’ı kurdum. Yine 2025 yılı itibari ile benimle beraber 2 eğitmen arkadaşımız daha SerGovend ekibine katıldı. Bunun yanı sıra organize ve aktiviteler için ekibimize eklenen 2 arkadaşımız ile kadromuz daha da genişledi. Yeni kurlar açarak dans zenginliğimizi artırdık. Şu an kursumuzda 50’den fazla Kürt dansı/oyunu öğretilmekte, oynanmaktadır. Cida/Xerzanî gibi zor ve teferruatlı oyunlar için özel bir kur açtık.

Hem govend (Kürt dansları) hem de dil ve müzik gibi diğer kültürel disiplinlerde daha çok çalışıp Kürt Kültür dünyasına elimizden geldiğince zengin ve canlı tutmaya devam edeceğiz.